Özgür Atlagan – Cılk

23 Nisan – 7 Mayıs // Apr 23rd – May 7th

Açılış: 23 Nisan, Cumartesi 19:00 // Opening: April 23rd, Saturday at 19.00

 

Cumartesi sizlerle buluştuğumuzda iki haftadır Torun’da çalışıyor olacağım. Yaşadığım tek odanın sağına soluna istiflenmiş bir takım malzemeyi kutulara doldurup memleketin bir gayya kuyusu kentinden kalkıp Torun’un alt katına indim. Burada sokaklar daha sessiz. Balkonunda, oturuşunu azıcık değiştiren adamın sandalyesinden çıkan gıcırtıyı duyabiliyorum; ve annesine Yenikent’deki evleri satılınca çok paraları olup olmayacağını soran kız çocuğunun sesini. Aslında size bu sergide karşılaşacaklarınıza dair bir kaç şey yazmam gerek belki, ama Torun’un bir üst sokağındaki pazar yerinde gördüğüm bir adamı anlatmak istiyorum. Sırtında siyah deri ceketi, kara kaktüs sakalları, sol gözünü dudağındaki sigaranın dumanıyla besleyen bu yakışıklı, ayaklarının altında yeşil, mor ve beyazlar içinde yükselen bir yaprak tepesinin üzerinde durmuş enginar ayıklıyor. Elindeki kara saplı bıçakla, müthiş bir el çabukluğu içinde enginarların önce taç yapraklarını kesip atıyor, ortadaki tüyleri tek bir çevirmeyle elindekinden ayırıyor ve geriye kalan çanağı az ötedeki su dolu leğene fırlatıveriyor. Tuttuğu bıçak öyle harika bir ritimle hareket ediyor ki metalden yansıyan ışık, bir dizi öbüründen yukarıda duran bu adamın etrafına cazibe denen şeyi örüyor. Pazar yerindeki erkekler bu fener balığına doğru çekilmek istiyor ama yasak işte; kadınlarsa o sırada fiyat-kalite endeksine hapsedilmiş. İşte bıçağın parıltısından çıkıp da alt kata döndüğümde, Torun’da ve etrafında halka halka açılan yerlerde turlamanın hazzını duydum ve bu hazzın, Torun’dan diğer üretenlere akmasını diledim.

 

(Torun, “Bağımsız Sanat İnisiyatiflerinin Sürdürülebilirliğine Yönelik Destek Fonu 2015” kapsamında SAHA tarafından desteklenmektedir.)

 

//

 

On Saturday, I will have been working in Torun for two weeks. I filled a box with stuff piled around the room, up and left some pit of hell town, and came here to work, downstairs at Torun. The streets are quieter here. I can hear the creaking that a man re-positioning himself on his chair makes up on some balcony; and the voice of a small girl asking her mom whether they’ll have a lot of money once they sell their house in Yenikent. I should probably be telling you a couple of things about what you’ll be seeing at the exhibition; but instead I want to tell you about this guy I saw at the marketplace a block away from Torun. This heartthrob; he’s got this black, thorny beard and a black leather jacket on, the smoke from the cigarette between his lips billowing up into his left eye, as he stands atop this mound of leaves of green, purple and white, and he cleans and trims these artichokes. With adept fingers, using his black-handled knife, he first cuts off the bracts, removing the furry bits inside with a quick flip, and then he chucks the remaining heart into the water filled plastic basin that’s just over yonder. That knife moves with such great rhythm that the light gleaming off the metal sort of weaves this bubble of attraction around this man who’s standing with his one knee up slightly above the other. The men at the marketplace wish to be hooked by this angler-fish, alas, it is forbidden. The women remain locked; prisoners of the price-quality index. Once I left the gleam and glitter of the blade, the winding trip back to Torun was a true pleasure; a pleasure I wish would flow through all the artists and makers who visit here.

 

(Torun is supported by SAHA as part of “Support Fund for The Sustainability of Independent Art Initiatives, 2015” )