Deniz C. Koşar – Panoptikon

13 – 27 Şubat / February, 2015

Açılış 13 Şubat / February 18:00

 

Sanat nesnesinin ve onun durduğu alanının kavramsal analizini merakla eşelemeyi tavır haline getirmiş Deniz C. Koşar, Panoptikon sergisiyle iki hafta boyunca Torun’da olacak. Deniz, Torun’un fiziki boyutlarına ve mekansal algısına farklı tekniklerle müdehale ederek “beyaz küp”ü yeniden sorgulatırken , mekanı parçalara ayırıp, daraltıp, uzatacak hatta birleştirerek içiçe katıp katmanlandıracak. Kimi zaman duvarların arkasına ötelenmiş, kimi zaman sanallaşmış bir sergiyle sanat mekanın bir sanat nesnesi olarak ele alındığı Panoptikonu 27 Şubat’a kadar görebilirsiniz.

 

“Aslında izleyicinin kimliğini sorguluyorum ya da izleyicinin izleyiciliğini vurguluyorum desem daha doğru olur sanırım; içerisine almıyor ürettiğim nesneler, içinde ve etrafında gezinemiyor, doğrudan dokunamıyorsunuz. Gerek de yok zaten. Çarpık bir ilişki biçimi olarak gözetlemeyi ya da diğer bir deyişle röntgenlemeyi öneriyorum hatta zorunlu kılıyorum. Bir anlamda nesnelerin bizleri nasıl biçimlendirdiğine, üzerimizdeki gizli iktidarlarına dikkati çekmeye çalışıyorum.”

 

//

 

Deniz C. Koşar, brings his attitude by digging the conceptual analysis of the art object and and the space which it inhabits, will be on seen with Panoptikon exhibition in Torun for two weeks. Deniz will intervene with Torun’s physical dimensions and the perception of space with different technics, by which he will make us re-question the “White Cube;”. While breaking Torun’s space into pieces by shrinking, stretching, distorting and adding new layers the exhibition will sometime be shifted behind the walls or become virtual. Panaoptikon exhibition in which the space itself becomes and art object will be at Torun till 27th of February.

 

“Actually, I think it might be a bit more correct if I say that I question the identity of the viewer or that I underline the viewer’s spectatorship itself. The objects, I produce do not allow you to get into it. You can’t walk around or inside them; you can’t touch them. You just don’t have to. I recommend, or even require watching, or rather, peeping, as a perverted way of interaction. In a way, I’m trying to draw attention how objects shape us, and their secret competence over us all.”