Cemil Batur Gökçeer & Ata Can | “Önsöz” (Foreword)

06.11 – 27.11.2019

06.11.2019, 19:00 Söyleşi (Talk)

 

[Eng. ▼]

Cemil Batur Gökçeer, geçtiğimiz hafta baskısını tamamladığı “Mağara Albino” isimli kitabını Torun’da izleyicilerle buluşturuyor. “Önsöz” isimli bu etkinlik, bir kitap önsözünde rastlanamayacak biçimlerde, ama her önsözün sebebi olan okuyucu ve kitap arasında gelişebilecek bağı desteklemek amacını taşıyor.

 

Ses ve fotoğraf yerleştirmesinden meydana gelen sergiyi Batur ile Ata Can birlikte oluşturuyorlar. Durağanlıktan kaçınmanın mümkün olmadığı fotoğrafı harekete, zamandan kaçınmanın imkânsızlaştığı sesi durağanlığa itme arzusu pratiklerinde öne çıkan bu iki sanatçı, kitapla kurdukları ilişkiyi mekan içerisinde farklı boyutlarda yeniden canlandırıyorlar.

 

Sergi açılışında Batur’un gerçekleştireceği söyleşi, hem üretim hem de tüketimi bakımından teknoloji ile birlikte hızlı bir değişim gösteren fotoğraf mecrasının, bu çalışmanın üretilmeye başladığı 2012 senesinde etkisi altında olduğu bileşenleri, bu bileşenlerin Mağara Albino özelindeki etkisini ve fotoğrafların tamamlanmasından 5 sene sonra ortaya çıkan kitap sürecini izleyicilerle paylaşabilme niyeti taşıyor.

 

“Mağara Albino”
Cemil Batur Gökçeer

Fotoğraflar, Kurgu, Tasarım :
Cemil Batur Gökçeer
Grafik : Amir Jamshidi
Fotoğraflarda Yer Alanlar:
Gökhan İnan, Umut Sevgül

Baskı : MAS Matbaa,
500 adet, Ekim 2019
ISBN 978-605-67779-1-2

 

“Mağara Albino”; kafilelerin içine rahatlıkla girebileceği bir mağaradan yola çıkıyor. Bu yolla, nerden geçtiğinin farkında olmadan ilerleyip, en derinlerindeki sırılsıklam, soğuk, yumuşak ve kıvrık yüzeye yönelen bakışlar arasındaki akıl almaz farkları sabitleyecekken, kullandığı makinenin, o mağarayı o denli kolay girilir kılan mekanizmayla benzerliğine takılıyor. Mağarada kendini fotoğraflamak, ayrıksılığı aşmak için dağ eteklerinde çobanlardan, hayvanlardan geçitler aramak, geri sahile indiğinde mekânları kendine geçit vermez bir yapılmışlıkta bulmak, mağaraya geri dönmek, sonra uzaklaşmak, herhangi bir iç mekanda, bir insanın daha bunu tecrübe etmesini, malzemelerde, boyada ve sonra fotoğrafın dokusunda aramaktan oluşan bir sürecin parçalarından örülüyor. Kitap; yüzey, figürler ve mekânlar arası ilişkiyi temeline alırken, dikkati; fotoğrafı da, mağarayı da, bir hale getirmeye çalışan ancak olduramayan bir etkinin bozumuna ve bu bozulmaya direnen bir yoğunluğa kaydırıyor. “

 

Cemil Batur Gökçeer (1981, Ankara). İlk dönem işleri (2006 – 2009), içinde bulunduğu çevrenin sosyal ve siyasal çelişkilerinin uyandırdığı bir merakla gittiği yerlerden taşıdığı hikâyelerden
oluşuyor ve belgesel fotoğraf dilinin o dönemdeki ön kabullerini ihlal etmiyorlardı. Düğüm (2012), Mağara Albino (2014), Şşt (2015) ve Sessiz (2019) serileri, benzer bir ilginin kişiselleştiği, arayışın konu ekseninden fotoğraf diline taşındığı çalışmalar. Sırasıyla; Düğüm (Torun, 2012), En Yakın İhtimal (The Empire Project, 2014), Parazit (Torun, 2015), Şşt (The Empire Project, 2016) kişisel sergilerini gerçekleştiren sanatçı, ilk kitabı “Düğüm”ü kendi yayını olarak, 2018’te yayımladı. Cemil, kurucuları arasında yer aldığı Torun sanatçı oluşumunun, “yayın” imkânları üzerinde duran yeni dönemindeki etkinliklerinde farklı görevler üstlenmeye devam ediyor.

 

 

Torun; Bağımsız Sanat İnisiyatiflerinin sürdürülebilirliğine Yönelik Destek Fonu 2018-2019 kapsamında SAHA tarafından desteklenmektedir.
Torun’un mekânı Müjgân Bestekar tarafından sağlanmaktadır.

 

 

Cemil Batur Gökçeer is introducing “Mağara Albino”, his book he’s completed printing last week, to the visitors at Torun. The activity, titled “Önsöz” (“Foreword”), aims to support the connection that might develop between the reader and the book, like any foreword—although in forms uncommon to a foreword to a book. Audio and photographic installations comprise the exhibition which Batur and Ata Can are putting together. The two artists whose practices underline a desire to stir the unavoidably still photograph into motion and halt the inescapably transitory sound into stillness recreate the bond they’ve formed with the book in various dimensions within the Torun space.

 

Batur’s discussion session at the opening hopes to share with the audience the elements under the influence of which the medium of photography—which rapidly evolves with technology both in terms of production and consumption—stayed in the year 2012, the impact of these elements on Mağara Albino in particular, and the process through which the book itself manifested some five years after the completion of the photography.

 

 

“Mağara Albino”
Cemil Batur Gökçeer

Photography, edit and design :
Cemil Batur Gökçeer
Graphics : Amir Jamshidi
People in photographs:
Gökhan İnan, Umut Sevgül

Print : MAS Matbaa,
500 edition, October 2019
ISBN 978-605-67779-1-2

 

“Mağara Albino” sets off on its journey from a cave that cafilas may easily enter. Through this path it ventures forward without much awareness of the places it passes through, and just as it is about to freeze incredible differences between the sights fixated on the drenched, cold, soft, and curvy surface at its farthest depths, it catches onto the similarities between the machine it uses and the mechanism that renders the cave so easy to enter. It is weaved from the pieces of a process made up of photographing oneself in the cave, seeking passageways at the outskirts from shepherds and animals to overcome the idiosyncrasies, finding when you return to the beach places sculpted to be impassable, returning to the cave, and then distancing yourself to search other people to experience this within and interior, in the materials, the paint, and then the texture of the photograph. The book positions the surface, the figures and the places at its foundation while dragging attention to the disruption of an influence that attempts but fails to put both photography and the cave into a certain state, and the density that resists this disruption.

 

Cemil Batur Gökçeer (1981, Ankara). His early work consisted of stories he carried from locations he visited because of the curiosity stirred by the social and political contradictions of the environment in which he resided, and did not violate the presuppositions of the language of documentary photography of that period. Düğüm (2012), Mağara Albino (2014), Şşt (2015) and Sessiz (2019) are works where a similar interest becomes personal, and the search shifts from the axis of the subject to that of the photographical language. The artist had previously held the solo exhibits Düğüm (Torun, 2012), En Yakın İhtimal (The Empire Project, 2014), Parazit (Torun, 2015), Şşt (The Empire Project, 2016), and self-published his first book, “Düğüm” in 2018. He continues to perform various roles and tasks at the artist initiative Torun, which he’s one of its founders, during its current period wherein it focuses on the possibilities of “publishing”.

 

 

Torun is supported by SAHA as part of Grant for the Sustainability of Independent Art Initiatives 2018-2019.
Torun’s venue is provided by Müjgân Bestekar.